PHP Yazılımcı arıyoruz

24 Şubat 2010 – 11:04

2010′la birlikte Enuygun.com‘un büyümesi daha da hızlandı. İki aydır bankalar, sigorta şirketleri ve diğer şirketlerle yeni projeler geliştiriyoruz, ve çok heyecanlıyız. Tabi bu projelerle birlikte iş yükü de ciddi şekilde artıyor. İşte bu artan iş yükümüzde bize yardımcı olmak üzere ekibimize PHP yazılımcı arıyoruz.

  • PHP ile proje geliştirmiş,
  • mySQL‘den anlayan,
  • Anadolu yakasında oturan,
  • ve yoğun çalışma temposuna hazır adaylar, özgeçmişlerini kariyer at enuygun nokta com adresine gönderebilirler.

Proje iş planı nasıl olmalı

02 Şubat 2010 – 16:20

Bana ulaşan ve görüşüm ya da değerlendirmem istenen proje iş planlarında (ağız alışkanlığıyla business case diyoruz) çoğunlukla aradığım şeyleri bulamıyorum, ya da orada olsalar da çok dağınık-detaylı-yüzeysel buluyorum. Son dönemde bir şekilde bazı formatların yaygınlaşmasıyla daha anlaşılır planlar gelmeye başladı, ama yine de hala çoğu plan fazla eksik geliyor. İş planı, projenin özet sunumuyla birlikte, ilgili kişiler için önemli bir değerlendirme kriteridir, o nedenle bu dokümanın dikkatli hazırlanmasında fayda var.

Ben kendi iş planımı Excel‘de hazırlıyorum. Kullandığım temel bir format var, ama farklı işlerde farklı şekilde adapte edebiliyorum. Yaptığım şey aslında tam olarak 5 yıllık gelir / gider planı, ve bunun detaylandırılması.

Öncelikli olarak, iş planının merkezinde mutlaka bir Gelir Tablosu oluşturuyorum. Gelir tablosunu da çoğunlukla önümüzdeki iki yıl için aylar bazında, sonraki üç yıl için de çeyrek yıl ya da yıl olarak gösteriyorum. Gelir tablosu standart bir gösterim, ve okuması da alışkın bir göz için çok kolaydır, o yüzden çok iyi bir referans olur. Ama Gelir Tablosu’nun içinde hiç bir hücreye doğrudan sayı girmem: her bir hücre, başka sayfalara linklidir.

Daha sonra, projenin gelir ve giderini bağlayacağım temel bir gösterge bulmaya çalışıyorum. Bu da çoğunlukla site için öngördüğüm ziyaretçi/üye/vs sayılarıdır. Elimden geldiğince, tüm gelirleri ve giderleri bu temel değere bağlamaya çalışırım. Tabi bu ziyaretçi sayılarını da pazarlama bütçesine bağlamak gerekir. Dolayısıyla aslında ilk yaptığım şey, aylara bağlı olarak pazarlama harcamalarını, buna bağlı olarak da ziyaretçi sayılarını göstermek olur.

Temel sayıları oluşturduktan sonra işim çok kolaylaşır. Öncelikle her bir gider başlığı ve gelir başlığı için ayrı ayrı sayfalar oluştururum. Pazarlama (ki en başta oluşturmuştum), personel, operasyonel giderler, reklam gelirleri, diğer gelir başlıkları kendi özel sayfalarında yer alır. Bunlardan ziyaretçi sayılarına bir katsayıyla bağlayabildiklerimin tamamını bağlarım. Örneğin reklam gelirinde ziyaretçi sayısını belirli bir sayfa gösterim katsayısıyla çarpar, onu da her ay için farklı bir CPM değeriyle ve reklam kullandırım oranıyla çarparım. Eğer bu olmuyorsa, içeride bazı linkler kurarım: Operasyonel giderlerin bazı kalemlerini personel sayısına bağlamak gibi. Tabi ki her şeyi birbirine bağlamak mümkün değil, ama olabildiğince çok sayıyı bağlarsanız, daha sonra bir değişiklik yapmak, farklı senaryoları test etmek istediğinizde, yalnızca bir kaç kalemle oynamanız yeterli olacaktır.

Burada dikkat etmek gereken nokta, Gelir Tablosu’nda sütunlarda kullandığımız zaman formatını diğer tüm sayfalarda aynı şekilde koymak. Yani 12 ay, sonra 1 toplam sütunu, sonra 12 ay, 1 toplam sütunu şeklinde gidiyorsak, formüllerin doğruluğu için tüm sayfalarda bunu yapmalıyız. Böylece her sayfadaki formülleri birbirlerine bağlamak için uğraşmamıza gerek kalmaz, ve sayfa ve hücre sayısı çok arttığında hata yapma olasılığımız azalır.

Bu dokümanı gönderdiğiniz çoğu insan için yalnızca bir iki sayfa gerçekten ilgi çeker. Ama kesinlikle herkesin aşina olduğu Gelir Tablosu’nu ön planda tutmak, yakın zaman için aylar detayında vermek, ve inceleyen kişinin de belli sayılarla oynayarak kendisine göre senaryoları test etmesini sağlamak, ne yapmak istediğinizin kolay anlaşılması için önem taşıyor.

24 Ocak…

24 Ocak 2010 – 15:33

Bugün yaşadıklarımızın nedenlerini Uğur Mumcu 80′lerde, 90′larda anlatıyordu. Bugünü daha iyi anlamak için okuyun: Rabıta, Tarikat – Siyaset – Ticaret, Gazi Paşa’ya Suikast, Kürt İslam Ayaklanması, 40′ların Cadı Kazanı, …

NuBridge’in ardından

22 Ocak 2010 – 16:36

1,5 günlük etkinlik bugün öğlen sona erdi, ben de sıcağı sıcağına düşüncelerimi paylaşayım istedim.

Öncelikle ve özetle, bence bu Türk internet sektörü için bir dönüm noktası. Gazetelerin de burada, burada ve burada yazdığı gibi, toplam 30 milyar dolarlık fon büyüklüğüne sahip VC’ler gelmişti. Wellington Partners‘tan Index‘e, Holtzbrinck‘ten 3TS‘e çok çok önemli yatırımcılar sektörün bir resmini çektiler. TechCrunch Avrupa‘dan Mike Butcher, Avrupa’da bir çok ülkeye bu kişilerle görüşmek için uçtuğunu, hepsinin aynı yerde bir etkinlikte toplanmasının son derece nadir bir olay olduğunu söyledi.  Yalnızca bu bile etkinliğin önemini anlatmak için yeterli.

Etkinlikte özellikle ilk gün yapılan sunular, Hepsiburada, Yemeksepeti, Bilyoner, e-kolay, Magnet, Nokta, Mynet gibi büyük oyuncularının kendilerini ve sektörü tanıtımları oldu. Onların hedefi yatırımcı bulmak değil, VC’lere piyasayla ilgili temel bilgileri sağlamaktı. Bunu da son derece verimli bir şekilde yaptılar. Hepsi iyiydi ama ben özellikle Nevzat‘ın ve Tümay‘ın sunumlarının dinleyiciler açısından çok bilgilendirici olduğunu düşünüyorum.

Akşamki kokteyl sırasında bir çok yatırımcıyla birebir sohbet etme olanağı buldum. Hepsi Türkiye piyasasından etkilendiklerini söylediler (gerçi başka bir şey söylemelerini beklemiyordum), ama daha çok hoşuma giden şey, bazılarının yatırım yapmaya ciddi şekilde niyetli olduğunu görmek oldu. Kokteyl bizim kendi içimizdeki iletişim açısından da önemliydi. Ersan‘ın (belki içkinin de etkisiyle :) ) dernek kurma heyecanını görmek keyifli oldu; gelecekteki bir internet yayıncıları derneğiyle ilgili ilk notu da böylece yazmış olayım.

Bugünkü sunumlar ise daha çok yatırım arayışına yönelikti. Golden Horn‘un şu an için “0 milyar dolar” değerindeki projesi Yoğurtistan‘ın ilk açık demosunu bu etkinlikte izleme fırsatı buldum. Bugün ben de Enuygun.com‘u sundum, ve yatırım yapmış olduğum Doktorsitesi, Tasit.com, Gelirortaklari da yatırımcılara kendilerini anlatma fırsatı buldular.

Böyle bir etkinliğin ardından hemen yatırım kararları alınması tabi ki fazla iyimser bir beklenti olur. Bu, önemli yatırımcıların Türkiye’yi, bu piyasayı tanımaya başlamaları için bir ilk adım oldu; bir çok kartvizit değişildi, şimdiden LinkedIn ve XING’den eklemeler başladı, yani hızlı bir iletişim sürecine girildi.  Pamir, böyle bir etkinliği bu kadar kısa sürede düzenleyerek bence çok önemli bir başarıya imza attı. Kendisinin ismini bundan sonra sektörde çok sık duyuyor olacağız. Ben kendi adıma bu etkinlik için Pamir’e bir de buradan teşekkür ediyorum.

NuBridge Angel Summit ve Venture Summit: Türk internet sektöründe yeni bir dönem başlıyor

08 Ocak 2010 – 15:07

nubridgevetureslogoİstanbul’da bu ay Türk internet dünyası için çok önemli iki etkinlik arka arkaya düzenleniyor. NuBridge Angel Summit (14-15 Ocak) ve NuBridge Venture Summit (21-22 Ocak). NuBridge Angel Summit, Avrupa’dan ve Türkiye’den melek yatırımcıların, NuBridge Venture Summit ise VC’lerin katılacağı bir etkinlik. Bizim yurtdışındaki bloglarda sürekli okuduğumuz, tanıdıklarımızdan duyduğumuz, nadiren de olsa katıldığımız türdeki bu etkinlikler, bu kez İngiltere’de yaşayan bir Türk, Pamir Gelenbe tarafından İstanbul’da düzenleniyor. Venture Summit’in destekçileri ise Sardis Capital, Golden Horn Ventures, NuBridge Ventures ve Webrazzi.

Bu organizasyonlar, Avrupa’daki yatırımcılara Türkiye’deki internet/teknoloji girişimlerini göstermemiz için önemli bir başlangıç olacak. Yatırımcılar için de Türkiye’yi tanımak için bir fırsat tabi ki; onlar için de ilerideki planlarına ekleyecekleri dev bir ülkeyi daha yakından tanıyor olacaklar.  Pamir

Hem yatırımcı hem girişim tarafındaki katılımcıların kim olduğuna bakınca, etkinliklerin önemi daha iyi anlaşılıyor.

Angel Summit’in melek yatırımcıları:

Venture Summit’in yatırımcıları:

Venture Summit’in girişimleri de Türkiye’de internet deyince akla gelen bazı en önemli siteleri ve şirketleri içeriyor:

Daha önce de bazı VC’ler ve melek yatırımcılar için ayrı ayrı küçük çapta organizasyonlar olmuştu, ama bu şekilde çoklu katılımcılı bir organizasyon benim bildiğim kadarıyla ilk kez gerçekleşecek. Bu etkinliklerin başarılı işbirlikleri için bir başlangıç olmasını diliyorum, ve İngiltere’den gelip etkinliği düzenleyen Pamir’i ayrıca kutluyorum.

Güncelleme: Pamir’den gelen maille yukarıdaki listede bazı eklemeler yaptım; liste, yazının ilk versiyonundan biraz daha kalabalık – ve etkileyici – oldu…

Yatırım almanın en kolay yolu

02 Kasım 2009 – 23:18

The New York Times‘ta Melek Yatırımın Yeni Kuralları adındaki yazıda (Guy Kawasaki‘nin vurguladığı) önemli bir nokta var:

Girişimciler, kendi büyümelerini finanse edecek yöntemler bulmalılar: maaşsız çalışmak, ek iş yapmak, hibe aramak, operasyonu sadeleştirmek, ve yaptıkları işin ciro yaratan bir alanına odaklanmak gibi.

Yine yazıda Band of Angels Fund‘dan Ian Sobieski’nin güzel bir sözü var:

Sermaye gereksiniminizin sıfır olduğu bir iş planı olup olmadığını belirlemeye çalışın. Yatırım bulmanın en kolay yolu, yatırım almak zorunda olmamaktır.

Bu arada yazının son kısmında Murat Özsu adlı bir girişimcinin kriz döneminde 15 melek yatırımcı buluşu örnek olarak verilmiş.

Yatırım alma yatırımcı al

21 Ekim 2009 – 15:41

Bugün oldukça yeni bir projenin sahibinin, projeye ortak alıp almamak, ne kadar hisse vermek, nasıl değerleme yapmak gerektiği konusundaki sorularını yanıtlamaya çalışırken, bu soruları ne kadar sık duyduğumu farkettim. Aslında sıkıntının temelinde başka bir şey var: Ben yatırım almak istiyor muyum, yoksa işimi kendim ya da şu anki ortaklarımla mı yürütmeliyim?

Şirketinize yatırımcı aldığınızda şu iki şeyden biri yaşanabilir:

  • Gelişiminiz hızlanır, sizin uzman olmadığınız alanda uzmanlığı olan kişilerin desteğini alırsınız, yapmak istediklerinizi gerçekleştireceğiniz paraya çok daha hızlı şekilde kavuşursunuz. Sonraki aşamalara daha hızlı ulaşırsınız, aldığınız destekle projenizin değeri artar. Sonuçta hem siz, hem yatırımcı para kazanır.
  • Projenize hiç bir katkısı olmayan bir kişiye değerli projenizin bir kısmını verirsiniz, karşılığında doğru dürüst para alamazsınız, bilmediğiniz bir konu olduğu için bir sonraki sermaye artırımında hisse oranınız iyice azalır; bir gün kendinizi kendi projenizin dışında buluverirsiniz. Ya da yönetime öyle bir karışılır ki motivasyonunuz sıfıra iner. Ya da üç gün sonra birisi size o yatırımcının teklif ettiğinin on katını önerir, ve siz pişman olursunuz.

kedi_balikYatırım almanın amacı, üsttekilerden ilkini yaşamaktır. Ama bunu hedeflerken ikinciyle karşılaşmak çok da nadir bir durum değil. Peki yanılmamak için ne yapmak gerek?

Ben her zaman için yatırımcıya sıcak bakmak gerektiğini düşünüyorum. Burada yatırımcıdan korkmaktan çok, “hangi yatırımcı” ve “hangi koşullarla”yı iyi belirlemek gerekiyor. Girişimci taraftan baktığımda, iki projemizde de, “ne kadar” yatırım aldığımızdan çok, “kimden” aldığımız önemli oldu. Ortak olduğum işlerde de hep şirketin değerinden çok, benim o işe katabileceklerimi konuştum.

O yüzden, para ve oran konularında karar vermeden önce potansiyel ortağınızla ilgili şu soruların yanıtlarını net olarak bulun:

  • Daha önce hangi başarılı işleri yapmış? Bunu kendisinden dinlemeyin tabi, araştırın. Vaatleri dikkate almayın, somut sonuçlar arayın.
  • Çevresi ne kadar geniş, ne kadar tanınıyor? Yatırımcının parası kadar önemli getirisi, kişisel networküdür.
  • Daha önceki ortaklıkları – varsa – nasıl sonuçlanmış? Güvenilir mi? Daha önceki yatırımları kime yaptıysa onlarla konuşun, en doğru bilgiyi onlar verecektir.
  • Söz verdiği yatırımlar belirli iplere mi bağlı? Eğer öyleyse, bunlar anlamlı mı, yoksa çıta çok mu yüksek?
  • Ortak olduktan sonra ne yapmak istiyor? Sizin hedeflerinize inanıyor mu, size güveniyor mu, yoksa aklında sizin isteklerinizden çok farklı şeyler mi var? Şirketinizi büyütmeye destek olabileceği bir vizyonu ve gücü var mı?

Bütün bu soruların yanıtlarına göre, onun size değerleme yapması gibi, siz de yatırımcıya bir değerleme yapın. Bunun sonucunda şirketinizin değerinden ne kadar fedakarlık edeceğinize – edip etmeyeceğinize, hangi oranda edeceğinize – çok daha kolay karar verebilirsiniz.

Görsel kaynak: Tuesday Sunshine

Kredi yeniden yapılandırma

31 Ağustos 2009 – 16:37

Kredilerle bugünlerde neredeyse bir bankacı kadar içli dışlıyım. Son bir kaç aydır Enuygun.com‘da bankaların sunduğu konut ve ihtiyaç kredilerini karşılaştırıyor, insanların en uygun olanı seçmeleri için en basit uygulamayı sunmaya çalışıyoruz. Ağustos ayına kadar da bu alanda düzgün şekilde yükselen bir grafik gördük.

ev

Ama bu ay bir şeyler değişti. Konut kredisi arama hacmi, bir kaç gün içinde beş altı katına ulaştı. Şu anda da bu artış sürüyor. Bunun çok ilginç bir nedeni var. Son dönemdeki faiz indirimlerine paralel olarak bankalar, konut kredisi ve ihtiyaç kredisi faizlerinde ciddi indirimlere gittiler. Bunun sonucunda da, şu an nispeten yüksek bir faizle kredi kullanan yüz binlerce insan, kredisini yeniden yapılandırmak için araştırmalara başladı.

Kredi yeniden yapılandırma ya da refinansman, halihazırdaki kredilerin daha uygun koşullarla (daha düşük faiz, masraf vb) yeniden düzenlenmesi anlamına geliyor. Konut gibi bir yatırımda bu, planların bir anda olumlu bir yön değiştirmesi anlamına geliyor. Şu an kullanılan konut kredilerinin önemli bir kısmında oran epey yüksek, ama yeni oranlar, %1′in oldukça altına indi bile. Bankalar arası rekabetin biraz daha kızışmasıyla, bu oranın daha da inmesini, çok düşük faizli seçeneklerin de vadesinin uzamasını bekliyoruz.

Yıllardır konut yatırımının inanılmaz revaçta olduğu ülkemizde yeni girişimleri desteklemenin çok daha yüksek potansiyeli olduğunu anlatıp duruyorum. Ama oturmak için ev almış yüz binlerce insan için bu belki de en önemli yatırımlarındaki faiz indirimi, çok şey ifade ediyor. Umarım faizler yeniden yükseliş trendine uzun süre girmez, ve binlerce insan için bu koşullar bir ev sahibi olma fırsatı yaratır.

Tasit.com ortaklığı

24 Ağustos 2009 – 09:21

tasit_logoGeçtiğimiz günlerde bir araba ilan sitesi olan tasit.com‘a küçük bir hisseyle ortak oldum. Webrazzi’de ortaklığın ayrıntılarını Arda anlattı, o yüzden işin o kısmına ben girmiyorum. “Neden” sorusunun yanıtı ise kısaca şu:

İnternet projelerinde öncelikle reklam dışında bir gelir modeli olması gerektiğine inanıyorum. Eğer uluslararası bir proje hedeflemiyorsanız, reklam dışı anlamlı bir gelir modeli, proje riskini ciddi şekilde düşürüyor. Bunu da ilan siteleri gibi geleneksel iş modelleri sağlıyor. Bu alanda da araba ve emlak kendilerini kanıtlamış en temel alanlar. Ben de uzun zamandır araba ilanları konusunda bir şeyler yapmayı hedefliyordum. tasit.com’un kurucusu Birol Kabakoğlu‘yla da bu arayış sürecinde tanıştık.

Birol, Almanya’da üniversite eğitiminden sonra orada kalarak IT alanında çalışan bir Türk. Kendisi bir taraftan farklı kişi ve şirketlere web tasarım ve geliştirme hizmeti sunarken, bir taraftan da arabalan.com adıyla araba ilan sitesini hayata geçirmişti. Kendisiyle bu projenin ilk zamanlarında iletişim kurduk. Birol’la konuştukça, onun bu işi gerçekten başarıyla yapabilecek birisi olduğuna emin oldum: Hem bu işe inanıyordu, hem sürekli yeni fikirler getirebiliyordu, hem de girişimcilik heyecanına sahipti. Bir web girişiminin doğal gelişimi sonucu diğer işlerini bırakıp Türkiye’ye dönerek sadece bu işe odaklanmaya karar verince, ortaklık görüşmesi de başlamış oldu.

Yeni bir tasarım, yeni (ve oldukça jenerik) bir isim ve yeni ortaklarla hayata geçirdiğimiz bu projenin, sıfır ya da ikinci el araba ilanları pazarında kısa sürede önemli bir yere geleceğine inanıyorum. Bunu başarmak için de bu pazarın hala yüksek olan potansiyeline, Birol’un çalışkanlığına, ve ortakların tecrübesine güveniyorum.

Her girişimcinin okuması gereken kitaplar

23 Ağustos 2009 – 20:16

Yazının başlığı yanıltmasın, ben kitap önerisi yapmayacağım.

Fred Wilson, bir okurunun kendisinden isteği üzerine, Girişimciler için Kitaplar başlıklı yazısında her girişimcinin okuması gerektiğini düşündüğü üç kitabı listelemiş.

Yazıyı görünce aynı soru bana gelse ne derdim diye düşündüm, ve açıkçası aklıma hiç bir kitap gelmedi! Çok okuyan biri sayılırım, ama herhangi bir kitabı okuduğum için kendi işimi kurmuş değilim; ya da iş  yaşamında gerçekten çok yardımcı oldu diyebileceğim bir kitap olmadı. İşin doğasıyla doğrudan ilgili yazılım ve finans / muhasebe kitapları dışında tabi. Yazıda geçen Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı’nı işimi kurduktan sonra okudum, ama yaptığım işle herhangi bir bağlantı şu ana kadar kur(a)madım.

Bilge bir duruşla mutlaka okunması gereken kitaplar önermek etkileyici ve (belki de daha çok öneren kişi açısından) yararlı tabi, ama sonuçta, “mutlaka okunması gereken kitaplar”ı okumayarak çok şey kaybetmediğime inanıyorum.

Yine de kaçırdığım bir şeyler olmasın diye listedeki şu iki kitabı idefix’ten sipariş ettim: Atlas Silkindi / Atlas Shrugged ve Kavalier & Clay. Belki bunları okuyunca fikrim değişir.