Bizde olsa…

8 Ağustos 2008 – 01:51

Dört yıl burada çalışmamış, son bir yılda yaklaşık on kez gelmemişim gibi, işten ayrıldıktan sonra çıktığımız ilk tatilde de Almanya’ya geldik. İki günde Hamburg, Lübeck ve Berlin‘i gezip, şimdi bir otel odasında çalışırken, – her ne kadar ülkeyi çok iyi tanısam da – buraya Türkiye’den gelen herhangi bir kişinin yaşayacağı karmaşık hislerini yaşıyorum.

Almanya’yı ilk kez gezen Türklerden hep aynı şeyi duyarsınız: “Bizde olsa …”. Bizde olsa kaldırımlar bir metre yüksek olur, bizde olsa her taraf toz toprak içinde olur, bizde olsa şöyle bir yeşil alan gecikondusuz bırakılmaz, bizde olsa kimse yol vermezdi, vs. Almanya’da yaşamın her alanında bir düzen hissi alıyorsunuz, ve “neden bizde böyle değil” diye sorma ihtiyacı hissediyorsunuz.

Tabi bu, işin turistik kısmı. Bugün bizim Türkiye’den geldiğimizi anlayan bir otel çalışanı bayan, hemen bizimle konuştu. İstanbul nasıl diye sorarken ne kadar mutlu hissettiğini anlamak zor değildi. Annem “burada yaşamınız nasıl” diye sorduğunda üzüntüyle “nasıl olsun işte, yirmi yıldır buradayız, halimiz ortada” diye yanıt verdi. Eşi de otuz yıldır Almanya’daymış. İlk neslin çektiği sıkıntıları çekmişler, ve ne dönecek kadar mutsuz, ne de “iyiyiz” diyecek kadar mutlu olmuşlar..

İşte bu ortamda büyüyen buradaki ikinci ve üçüncü nesil Türkler, hem bizim sıcakkanlı yapımıza, hem de Almanların disiplinli, çalışkan kimliklerine sahipler. Girişkenler, çalışıyor, üretiyor, ve kendilerine güveniyorlar. Bu özelliklere sahip olmaları, onları mükemmel girişimciler yapıyor…

Bu gençler arasından benim özellikle takip ettiğim, İnternet alanında harika projeler üreten isimler var. “Bizde olsa” da çok güzel projeler çıkaracak olan, Almanya’nın sunduğu daha farklı imkanlarla daha da büyük işler yapan bu isimlerin tüm sektörümüz için çok güzel örnekler oluşturduğunu düşünüyorum. Bu genç girişimcileri ve projelerini önümüzdeki aylarda elimden geldiğince Türkiye’de de tanıtmaya çalışacağım.

Yorum yaz