Ne kadar şeker, ne kadar su

26 Şubat 2009 – 23:17

Fred Wilson bir kaç gün önce “seyrelme” konusunda güzel bir yazı yazdı. İngilizce’de “dilution”, tam karşılığı “seyrelme”, şirketlerde sermaye artırımı sonucu, bu artırıma katılmayan kişilerin paylarının azalmasıdır. Yani tam olarak şekerli suya daha çok su kattığınızda ortaya çıkan durum – sonuçta ortaya çıkan şey çok tatlı olmasa da eğer susamışsanız susuzluğunuzu gidermeye daha çok yardımcı olur.

Fred Wilson yazısında şunu anlatıyor: Kurucuların en başta %100’üne sahip oldukları bir şirkette, zamanla ortalama olarak 3-4 finansman roundu yapılır, ve hisselerin %20-25’i de iyi bir yönetim ekibi kurmak için verilir. Bunun sonucunda kurucu ekip yaklaşık %10-20 arası bir hisseye sahip olur. Wilson, kurucuların sonunda %5’in altında hisseye sahip oldukları durumların da olduğunu, ya da bir IPO’dan sonra bile kurucuların şirketin %25’inin üzerinde hissesine sahip olabileceklerini (Google örneği vermiş) söylüyor.

Ben kurucuların şirket gerçekten para kazanmaya başlayana kadar en az %50 hisseye sahip olmaları gerektiğine inanıyorum. Bu süreçte kurucular çoğunlukla şirket için her şeyden önemlidir, ve sahiplenme de motivasyon için fazlasıyla gereklidir. Diğer taraftan, iki finansman turu sonrasında bu oranın 50’nin altına inmesi de bence gayet normal. Kurucu için şirketin mutlaka çoğunluk hissesine sahip olmak çok çekicidir, ama diğer taraftan şirket, sermaye girişi sonucu çok daha hızlı büyüyebilir. Bunun sonucunda kurucunun “ufak pastanın çoğu” ile “büyük pastanın azı” arasında bence çok bariz olan bir seçimi yapması gerekir.

Girişimci olarak şirketin finansmanında en az para kadar önemli şeyin finansmanı yapan kişiler olduğuna inanıyorum. Eğer bu kişiler, şirketin değerini benim tek başıma yapamayacağım kadar hızlı şekilde artırabilecek  potansiyele sahipse, benim için kurucu olarak – ilk finansmanda bile – %50’nin altında olmanın  çok önemi olmaz.

Özetle, olabildiğince çok paya sahip olmak çekicidir, ama seyrelme de işin doğal bir boyutudur. Finansman aşamasında doğru kişilerden sermaye alarak pazarlığınızı da iyi yaptığınız sürece, oranların psikolojik boyutuna çok da takılmamak gerek.

  1. “Ne kadar şeker, ne kadar su” için 5 Yorum

  2. Eline sağlık Çağlar,

    Yine yön gösterici bir yazı olmuş.

    Uğur Özmen tarafından 26 Şub 2009 tarihinde

  3. Güzel bir yazı tebrikler. Bunu yatırımcılarada anlatmak lazım. Aslında global pazardaki büyük yatırımcılar benzer taktikleri benimsemiş durumda. Türkiye’de ise ne yazık ki yatırımcı henüz başlangıçta sahiplenmekten yana. Sadece hisse olarak sahiplense yine iyi. İşi kurgulayan kişi aslında yatırımı alan kişi. Ama yatırım yapan yüzde olarak üstünlüğü eline aldığı anda işin gidişatınada yön vermeye çalışıyor. İşte asıl problemlerde o zaman başlıyor. Başarıya ulaşabilecek bir sürü proje yatırım aldıktan sonra bu nedenlerden dolayı sekteye uğrayabiliyor.

    Okan Barlas tarafından 27 Şub 2009 tarihinde

  4. Yazınızı gerçekten beğendim. Tebrik ederim. Yatırımlar konusunda yazılmış nadir yazılardan. Öte yandan ortaklık yüzdeleri konusunda Türkiye’den örnekler verilerek de bu konu derinleştirilebilir. Özellikle Amerika’daki şirketlerin ortaklık yüzdelerine ve bu duruma nasıl gelindiğine dair bilgi bulmak mümkün. Fakat Türkiye’de bu konuda bir kısır döngü var bence.
    Konu hakkında yazılmış kitap sayısının azlığı da ayrı bir eksiklik diye düşünüyorum. Şirketler hakkında hikayeler kulaktan kulağa dolaşır da, bir türlü derlenmez kitap olarak…Halbuki girişimcilerin en çok işine yaracak şey bilgidir…

    Ahmet Umut Belirgen tarafından 3 Mar 2009 tarihinde

  5. Girşimciler (bizler) için gerçekten yol gösterici güzel bir yazı olmuş.
    Bu yazıya bulunabilecek en yaratıcı,en güzel başlığı bulmuşssunuz..

    Mehmet ALP tarafından 10 Mar 2009 tarihinde

  6. “hisselerin %20-25′i de iyi bir yönetim ekibi kurmak için verilir” : bu Türkiye şartlarında da geçerli mi? Türk şirketlerine yapılan yatırımlar anlaşmalarında da ille bu havuzun ayrılması şartı ekleniyor mu?

    Damla tarafından 2 Nis 2009 tarihinde

Yorum yaz