Üniversite organizasyonları

12 Mart 2009 – 23:39

Şubat ayı içinde, Mart ayında üç ayrı üniversite konuşma yapmam için üç ayrı çağrı aldım. Bu gibi davetleri çok seviyorum, çünkü üniversite öğrencilerinin arasında çok sayıda potansiyel internet girişimcisi olduğuna inanıyorum, ve deneyimlerimin hiç değilse bazı konularda yardımcı ya da cesaretlendirici olacağına inanıyorum. Sonuçta mail aracılığıyla bu üç üniversitenin de çağrısına olumlu yanıt verdim, ve hepsiyle bir gün ve saat belirledik.

Dün bir ay öncesinden tarih ve saatini belirlediğimiz ilk etkinliğe konuşma yapmak için gittim. Kapıdaki görevliler, ellerindeki listelerden benim ismimi kontrol ettiler, ama bulamadılar. Sonra ben ellerindeki listeden günün etkinliklerine baktım, benim konuşabileceğim konularla ilgili herhangi bir şey yoktu. Neyse ki davet eden görevlinin adını almıştım. O kişiye ulaştılar, ve görevli (organizasyonu yapan kişi) kapıya gelip bana etkinliğin rektör tarafından o salona ihtiyaç duyulduğu nedeniyle iptal edildiğini, kendisinin bana bir mail gönderdiğini (ki öyle bir mail almadım), benden haber gelmeyince de mailini aldığımı varsayarak beni aramaya gerek duymadığını söyledi. Kendisine söyleyecek bir şey bulamadım, ama yaklaşık iki saatim böylece harcanmış oldu.

Bugün bir diğer üniversitede bir konuşma yapmak için saat ayarlamıştık. Bu kez tedbirli davranıp dersine katılacağım kişiye ulaştım. Bana organizatörlerin benimle temasa geçmemiş olmadığı için programın bu şekilde yapılmamış olması gerektiğini belirtti, ve – kendisinden kaynaklanan bir sorun olmamasına rağmen – kopukluk ve aksaklık nedeniyle kurumları adına özür diledi. (Aslında burada benim hatam da var, aracı olan bir arkadaşla yazışmış, ama asıl ilgililerle netleştirmeye gerek görmemiştim.) Bu kez en azından yolda geçecek zamanı kurtarmış oldum.

Haftaya üçüncü üniversitede üçüncü etkinlik var. Nasıl sonuçlanacağını gerçekten merak ediyorum.

  1. “Üniversite organizasyonları” için 22 Yorum

  2. Geçmiş olsun. Diğer şehirlerdeki üniversitelerden üç davet geldi, birine gittim, ama yorucu oluyor, artık video konferans yapacağım diğer şehirdekilerle, tavsiye ederim: http://blog.botego.com/2008/11/cool-video-conferencing-experience.html

    Ekim Nazım Kaya tarafından 12 Mar 2009 tarihinde

  3. Bu üniversite gençliğinden sağlam projeler çıkabileceğini düşünmek gerçekten sıkı bir iyimserlik gibi geliyor. Lütfen herkes üstüne alınmasın.

    Ertuğrul tarafından 13 Mar 2009 tarihinde

  4. öğrenci organizasyonlarında sürekli benzer sorunlar yaşanıyor. üniversitelerin düzenlediği organizasyonlarda bu sorunlar yaşanmıyor ama dinleyecek öğrenci bulunamıyor, organizasyonlar dışarıya açılarak salonlar dolduruluyor.

    Bir yerde hata var ama nerde :)

    alialtugkoca tarafından 13 Mar 2009 tarihinde

  5. Ekim video konferans çok iyiymiş gerçekten. Ama yine de aynı derecede keyifli olmaz gibi geliyor.

    Caglar tarafından 13 Mar 2009 tarihinde

  6. Ertuğrul burada sorun öğrencilerde değil aslında, organizasyonu onlar yapmıyor çünkü. İlk durumda direkt üniversitede bu işten sorumlu kişide sorun. İkincide de bende de hata var, çünkü direkt görüşmeye gerek görmedim. Öğrencilerin yaptığı organizasyonlar aslında çok başarılı oluyor; İTÜ’de iki üç öğrenci etkinliğine katıldım ve hepsi çok başarılıydı.

    Caglar tarafından 13 Mar 2009 tarihinde

  7. YTÜ’de kulüp faaliyetleriyle uğraşan bir öğrenci olarak birşeyler diyeyim. Öncelikle üniversite öğrencilerinden çok sağlam projeler çıkıyor ve daha da çıkmaya devam edecek bence.

    Etkinlik yapılanmalarına gelince böyle bir problem yaşanması çok ilginç ama ben olaya katılımcı sıkıntısından yaklaşmak istiyorum. Evet ciddi katılımcı problemi oluyor, bu çoğu üniversite öğrencisinin konferans salonuna uğramadan üniversite hayatı yaşıyor olmasının yanında, özellikle istanbul içindekiler için; öğrencinin bu oturumlara olan ihtiyacını hissetmemesinden kaynaklanıyor.

    Açık bir örneğini vereyim Davutpaşa ve Yıldız Kampüsü var YTÜ’nün ve Davutpaşa çok fazla etkinlikle muhattap olmaz. Ama yıldızda katılacak adam aradağımız bir etkinliği davutpaşada yaptığımızda salon hınca hınç dolar. Bugün gitmesem yarın giderim rahatlığını hisseden öğrenciler oturumlara ilgisiz kalıyor açıkçası..

    Ahmet Dursun tarafından 13 Mar 2009 tarihinde

  8. Bahsedilen sorunlar bu üniversitelerin devlet universitesi oldugunu hissttiriyor bana ve üzüntü duyuyorum, özellikle sizin bu gibi bir durumda karşılaşmanız biraz can sıkıcı.

    Ama sanırım iyi bir konferansa davet edilmeniz gerekiyor Çağlar bey. Çoktandır fazla etkin olmadığım kulüpler ile bir ilişkiye geçebilirim ve bunu yapmaktan keyif duyarım. zira internet dünyasını amiyane tabiriyle çakallara ve yabancılara bırakmaya hiç niyetim yok! Bu noktada sizi ağırlamak gerçekten yerinde bir hareket olacaktır. Buradan da bana yeşil ışık yakarsanız bunu yapabileceğime daha fazla inanırım. Sanırım yaza doğru bir gerçekleşecek bir konferans olabilir bu..


    ertugrul, mark zukerberk bir uni. ögrencisiydi hatırlarsan. ama bizi onlarla kıyaslamıyorsan o ayrı tabi..

    AntihumanIST tarafından 15 Mar 2009 tarihinde

  9. Ünv. öğrencilerininde davet edildiği bir çok web proje yarışmasına proje danışmanı olarak ve bu konulardaki seminerlerede dinleyici olarak katılmaya çalışıyorum.Benim edindiğim izlenim malesef bu. Bir kaç büyük devlet ünv. dışında diğer ünv. hali ortada.

    Hatırlasanıza Çağlar Bey geçen sene geldiğiniz koskoca ODTU deki İnternet Şenliği – Ticari Teknolojiler Kongresindeki panele gelen katılımcı sayısını bir düşünün. Yada bir kaç ay evvel e-tohum un odtu de yaptığı buluşmadaki kişi sayısıda oldukça azdı.

    Ne biliyim Türkiye açısından bakıldığında ortada bu kadar bakir bir pazar varken öğrenci arkadaşların bu konulara bu kadar uzak kalmasını garipsiyorum.Bilmedikleri için uzaklar evet ama bulanlar arayanlardır. Arayan insanlarda bu tür fırsatları kaçırmazlar bence.

    Dedim ya herkes üstüne alınmasın lütfen ama ünv. öğrencilerinin çok azı bu tür fırsatları iyi değerlendirebiliyorlar.Benim gözlemim bu.

    Ertuğrul tarafından 16 Mar 2009 tarihinde

  10. Selamlar,
    Üniversite ögrencileri arkadaşlarıyla veya sevgilisiyle vakit geçirmek varken ne diye gelip kafa şişirsin ki..çünkü bu alanda kimin eline mikrofon verirseniz elbette anlatacak şeyi mutlaka vardır..Bana göre internet girişimi gibi saçma bir konu..paranız varsa girişimcisiniz,özel yetenek veya uzmanlık isteyen bir konu degil..Tutturmuşlar bir facebook,google,mynet,turkticaret örnegi..Hiç kimse bunlardan öteye örnek veremiyor ve internete yatırım yapanların çogu batıyor.İnternet girişimcisi gibi bir şey olmak için gazeteye webmaster aranıyor diye ilan vermekle başlayabilirsiniz :)

    Eger sayın hocam aksini düşünüyorsa,bizi ikna eden yazı eklerse sevinirim.. Nedir bu internet girişimcisi ? neyle yaşar,nerde yaşar,neler yapar..Çok merak ediyorum…

    Saygılar sevgiler..

    Thakin tarafından 16 Mar 2009 tarihinde

  11. AntihumanIST: Hayır her iki üniversite de özel/vakıf üniversitesiydi. Diğer taraftan bu iki şanssız olayla herhangi bir üniversite türünü yargılamak da doğru değil; tahminen her iki üniversite de sürekli olarak çok başarılı organizasyonları gerçekleştiriyorlar. Bu benim şanssızlığımdı sanırım.

    Caglar tarafından 16 Mar 2009 tarihinde

  12. Thakin: Bu gibi etkinliklere katılma olanağı bulursan bu konuda bilgi sahibi olabilirsin :) Zaten bu toplantıların amacı da tam senin sorduğun sorulara cevap vermek. “internete yatırım yapanların çoğu batıyor” demişsin – çoğu başarılı olmuyordur büyük olasılıkla; ama bunun başka sektörlerde de farklı olduğunu sanmıyorum.

    Facebook, google, mynet, turkticaret örnekleri, başka sektörlerde kolay kolay bulunamayacak örnekler. O yüzden bunlar çok konuşuluyor. Üç parasız gencin bir araya gelip gemi alıp armatör olmaları, ya da çelik işleme fabrikası kurmaları imkansız; ama bir internet uygulamasıyla çok başarılı olmaları (dediğin gibi çoğu olmasa da bir kısmı için) mümkün.

    Caglar tarafından 16 Mar 2009 tarihinde

  13. Sayın Hocam,

    Türkiye’nin şartlarında ve özellikle şuanki şartlarında gerçekten büyük destek görmeyen,çevresi dayısı abisi bulunmayan reklam gücü olmayan ve sihirli bir söylem gibi olan -internet girişimleri- başarısızlıkla sonuçlanacaktır.Bu girişimcinin işi bilmemesinden veya cahilliğinden değil çevresel faktörlerin olumsuz olmasından kaynaklanıyor.(Not:Google orda durdukca şahsen ben en iyi bildigim birşey üzerine bile internet girişiminde bulunmazdım cünkü google’den Alternatifleri bulmak cok kolay.Siz istediginiz kadar iyi iş yapın google’de kim cıkarsa insanlar orayı tercih edecektir.)

    Bu konuda benim söylecegim eleştirecegim bir çok konu var.Ama sizin gibi pozitif düşünen insanların çalışma azmi ve şevkini kırmamak için belirtmiyorum.Yazdıklarım tamamiyle şahsi görüşlerim olup,kimseyi rencide etmek manasında yazılmamıştır.Ülkemizde bizim fikirlerimize ve görüşlerimizede uymasa veya aynı şeyleri düşünmüyor olsak bile birşeyler yapmak icin emek sarfeden insanların daima destekcisi olmalıyız.

    Ayrıca bir gün mutlaka sizinde katıldığınız bir etkinliğede katılacagım…

    İstanbul’dan Sevgiler

    Thakin tarafından 16 Mar 2009 tarihinde

  14. O kadar kötümser olma Thakin o saydığın şartların hiç birine sahip olmayıpta senede 10 binlerce dolar kazanan bir lise öğrencisi tanıyorum ben.

    Ertuğrul tarafından 17 Mar 2009 tarihinde

  15. Sayın Ertuğrul Bey

    Biz sürekliliği olan,kaliteli ve ilgili işlerden bahsediyoruz..Yılda 10.000 lerce dolar kazanıyor olabilir,eğer bu her yıl sürüyorsa ve ismi girişim ise ayrica vergisini ödüyorsa eleman calistiriyorsa o zaman hak ettiği yeri alır ve ismi gerçekten internet girişimi olur.Böylece Dünya’da internet girişimlerine katkıda bulunabilir,saygın bir yere gelebiliriz.

    Yoksa internet üzerinden farklı yollarla para kazanan milyonlarca liseli genc bulabiliriz,amaç ticari değeri olan büyümeye yatkın,kendinden söz ettirecek ve ileride borsada yer alacak projeler girişimler çıkarmaktır…

    Sayın Caglar Hocam ve diger kanı önderleri sayesinde bahsettiğim konu ülkemizde hak ettiği yere mutlaka gelecektir..

    Saygılar benden..

    Thakin tarafından 17 Mar 2009 tarihinde

  16. Merhaba,

    Açıkcası artık bu tarz etkinlik ve organizasyonların bir yararının olacağına inancımı kaybettim.

    1999 yılında ilk bilgisayarımı aldığımda hissettiğim heyecan, 2001’de internete ilk girdiğimde hissettiğim heyecan 2003’de tasarım öğrenip yaptığım ilk tasarımdan(!) aldığım heyecan artık çok uzakta. Tam 6 yıl öncesinde kaldı.

    Bende hayallerle başladım internet dünyasına. Çok güzel projelerim vardı, düşünüyordum. Hayal ediyordum. Amaç insanlara yararlı bir şeyler yapmaktı, şirketlerin satış miktarlarını artıracak projeler çıkarmaktı. Oturdum, onlarca projeler çıkardım. 2005 yılının son çeyreğinde insanların internet üzerinden iletişime muhtaç olduğunu bir noktada tüm insanları toplamak gerektiğini düşündüm. Oturdum, düşündüm, buldum ancak yapamadım. Çünkü kimse 18 yaşındaki birinin bir şeyler yapabileceğine inanmıyordu. Kimse internete inanmıyordu o zamanlar.

    Hep olduğu gibi zaman hızla aktı geçti, internetin önemi arttı. Benim hayalimdeki projeler gelişmiş şekliyle piyasaya çıktı. “Ben bunu düşünmüştüm”, “Evet bunun hayalini kurmuştum”, “Tam düşündüğüm gibi” demekten kendimi alamadım her gün yeni bir şey öğrenince.

    Benim tek eksiğim internetin “imkansızlıklar dünyasında” büyümemdi. Yeterli kapitalimin olmayışı sonucu çevremde olanlara seyirci kalmamdı. Ama ben hala inancımı yitirmemiştim ve bir şeyler düşünüyordum.

    Sonra bir gün o “acı” gerçeği farkettim. Yurtdışında mevcut projelerin birebir “kopyalanıp” kapital desteği ile ülkemizde “futurist” olunduğunu, aileden gelen sosyal çevre ile kurulan internet reklam firmasının ülkemizde “internet reklamcılığını keşfetmiş” muamelesini gördüğünü, ısrarla sektörün önünü yıllarca tıkamış bir internet hizmetleri şirketinin “ülkemizin internet gururu” olduğunu anladığım gün bende tüm şevkimi kaybettim.

    İstanbul’da yetişmiş ve eğitim almış biri olarak şu an Anadolu’nun tam ortasında unutulmuş bir üniversitede hayatta eğitimini alacağım aklıma gelmeyecek bir bölümde öğrenciyim. Hayallerimin çok uzağında bir yerdeyim.

    Evet şu an internet sayesinde güzel miktarlar kazanıyorum ancak benim istediğim hiçbir zaman insanlara kontör vaad ederek para kazanmak olmadı. Kendimi kanıtlamak için hep “o” fırsatı bekledim ancak o da bir türlü gelmedi.

    Şahsen bugün Google çalışanlarının birçoğunun tahmin edildiği gibi “ultra zekaya sahip” olduklarını düşünmüyorum. Onların benden tek farkı ellerinde fırsat olması ve uygun koşullar sağlanması.

    Orada insanlar yetenekleri doğrultusunda geliştiriliyorken burada birilerinin istediği gibi yetiştiriliyorlar. Evet şu bir gerçek bir üniversite öğrencisi kız arkadaşıyla veya arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi daha cazip bulabiliyor ancak içten içe hepsi “geleceği” düşünüyor. Bence mesele üniversitelere gidip “web 2.0” anlatmak değil, internetin nasıl bir gelecek olacağını benimsetmek önemli olan.

    Hayat hikayemle sizi sıktığım için özür dilerim ancak bunları anlatmak için doğru zaman olduğunu düşündüm.

    Okuduğunuz için teşekkür ederim.

    Saygılarımla

    Arda Göker tarafından 18 Mar 2009 tarihinde

  17. @Arda , yazdiklarini anliyorum ben de cok dusundum bunlari. Sifirla basladik biz bu ise diyenlerin cogu babasindan aldigi seed’i unutuyor sanirim. Gercek sifirlari gormek istiyoruz var mi bakalim ornegi.

    Ama internetten guzel paralar kazaniyorum demissin. aylik 1000-2000 kazanabiliyorsan ogrenci oldugunu da goz onunde bulundurup cok rahat bir start-up parasi cikarabilirsin. Projelerim yapilmis yada google daha iyisini yapar diye dusunme. Facebookta da status update vardi ama Twitter daha sonra sadece status update le facebook un satin almak istedigi ama alamadigi bir sirket oldu.

    Burdan da Caglar Bey’e sesleniyorum. Turkiyede neden YCombinator tarzi bir VC yok? gercek sifir sermayeli arkadaslar sizin gibi angellara yada golden horn gibi VC lere basvuramiyor cunku belki launch edilmemis ve gelir modellerini kestirememis oluyorlar. Ama bunlari sorgulamadan once ufak bir seed parasi ile en azindan launch asamasini gecebilseler sonradan gelir modellerini twitter gibi oturtma sanslari var. Cok uzun oldu

    Tesekkurler

    Nesim Yigit tarafından 20 Mar 2009 tarihinde

  18. Bu arada Caglar Beyi Bilkentte de gormek isteriz. Boyle bir davet olmasi halinde Ankaraya gelir misiniz? Yada Ankaraya zaman zaman ugruyor musunuz? boyle bir Ankara ziyaretinize denk getirebilir miyiz organizasyonu ?

    Nesim Yigit tarafından 20 Mar 2009 tarihinde

  19. Arda, yorumun için teşekkürler öncelikle. Burada yanıt vermek yerine Friendfeed’de bir konu açmıştım ilgini çekecektir: http://tinyurl.com/d6hhgy

    Caglar tarafından 20 Mar 2009 tarihinde

  20. Nesim geçen sene ODTÜ’ye bir etkinlik için gitmiştim; ama etkinlik epey duyurulmuş olmasına rağmen katılım malesef beklentimin oldukça altındaydı. Ben de şu an o kadar uzun yolu almanın – uçmayı sevmediğim için arabayla gidiyorum – katılımın yine az olması durumunda benim için ciddi bir zaman kaybı olacağı düşüncesiyle (Ekim Nazım Kaya’nın artık yapacağını söylediği gibi) uzaktaki toplantılara eğer mümkünse video conf ile katılmayı tercih edeceğim.

    Caglar tarafından 20 Mar 2009 tarihinde

  21. @Nesim

    Start-up parası dediğin miktar için, aylık eve verdiğim kira, yemem-içmem, harici öğrencilik masraflarım ve yaşam masraflarımdan bir miktar kalması lazım değil mi? Maalesef ülkemizde devletin verdiği 170 TL aylık katkı payı ile minumum düzeyde sefalet çekerek bir öğrencilik yaşıyorsunuz. Ben bu masraflarımı minumuma indirgemeye çalışıpda bir öğrenci yurduna yerleşsem, bu seferde internet erişimim olmuyor. İşte burası en zor nokta.

    Çağlar bey, ilginiz için teşekkür ederim. Friendfeed üzerinden yorumlara da karşılık verdim.

    Arda Göker tarafından 26 Mar 2009 tarihinde

  22. çevresel etkilerin önemine katılmamak elde değil, ama; bi şeyler yapmak istiyorsanız, ne tür engellemelerle karşılaşırsanız karşılaşın, o hedefe varıncaya kadar durmazsınız. edisonun ampülü 1001. denemede bulduğu malumunuzdur.

    şaban tarafından 5 Nis 2009 tarihinde

  1. 1 Trackback(s)

  2. Mar 21, 2009: Bilişim Blogu » Haftanın Linkleri #1

Yorum yaz