Ne kadar şeker, ne kadar su

26 Şubat 2009 – 23:17

Fred Wilson bir kaç gün önce “seyrelme” konusunda güzel bir yazı yazdı. İngilizce’de “dilution”, tam karşılığı “seyrelme”, şirketlerde sermaye artırımı sonucu, bu artırıma katılmayan kişilerin paylarının azalmasıdır. Yani tam olarak şekerli suya daha çok su kattığınızda ortaya çıkan durum – sonuçta ortaya çıkan şey çok tatlı olmasa da eğer susamışsanız susuzluğunuzu gidermeye daha çok yardımcı olur.

Fred Wilson yazısında şunu anlatıyor: Kurucuların en başta %100’üne sahip oldukları bir şirkette, zamanla ortalama olarak 3-4 finansman roundu yapılır, ve hisselerin %20-25’i de iyi bir yönetim ekibi kurmak için verilir. Bunun sonucunda kurucu ekip yaklaşık %10-20 arası bir hisseye sahip olur. Wilson, kurucuların sonunda %5’in altında hisseye sahip oldukları durumların da olduğunu, ya da bir IPO’dan sonra bile kurucuların şirketin %25’inin üzerinde hissesine sahip olabileceklerini (Google örneği vermiş) söylüyor.

Ben kurucuların şirket gerçekten para kazanmaya başlayana kadar en az %50 hisseye sahip olmaları gerektiğine inanıyorum. Bu süreçte kurucular çoğunlukla şirket için her şeyden önemlidir, ve sahiplenme de motivasyon için fazlasıyla gereklidir. Diğer taraftan, iki finansman turu sonrasında bu oranın 50’nin altına inmesi de bence gayet normal. Kurucu için şirketin mutlaka çoğunluk hissesine sahip olmak çok çekicidir, ama diğer taraftan şirket, sermaye girişi sonucu çok daha hızlı büyüyebilir. Bunun sonucunda kurucunun “ufak pastanın çoğu” ile “büyük pastanın azı” arasında bence çok bariz olan bir seçimi yapması gerekir.

Girişimci olarak şirketin finansmanında en az para kadar önemli şeyin finansmanı yapan kişiler olduğuna inanıyorum. Eğer bu kişiler, şirketin değerini benim tek başıma yapamayacağım kadar hızlı şekilde artırabilecek  potansiyele sahipse, benim için kurucu olarak – ilk finansmanda bile – %50’nin altında olmanın  çok önemi olmaz.

Özetle, olabildiğince çok paya sahip olmak çekicidir, ama seyrelme de işin doğal bir boyutudur. Finansman aşamasında doğru kişilerden sermaye alarak pazarlığınızı da iyi yaptığınız sürece, oranların psikolojik boyutuna çok da takılmamak gerek.

Kriz, bankalar ve internet

26 Şubat 2009 – 22:42

Son haftalarda Türkiye’nin önde gelen bankalarıyla sürekli toplantılar yapıyor ve ihtiyaç kredileri, mortgage ve konut kredileri konularında birlikte çalışma olanaklarını değerlendiriyoruz. Çok genç, bilgili ve yaptıkları işten heyecan duyan bu insanlarla yaptığımız toplantılarda, bir taraftan da Türkiye’deki bankacılık sistemiyle ilgili çok önemli bilgiler edinme fırsatı da buluyoruz.

2001 krizi bankalardan başlamıştı, ve tüm piyasayı etkilemişti. Şimdi ise bizde dünyanın tersi bir yönde gelişiyor, önce piyasa krize giriyor, ve bunun etkilerini bankalar hissetmeye başlıyorlar. 2001 krizi bankalar için kolay gelir yollarının kapanmasıyla sonuçlanmıştı. Bunun sonucunda bankalar daha çok gerçek bankacılık işlemlerinden, ama eskiye oranla çok daha düşük miktarda gelir elde etmeye başladılar. Şimdi yeni kriz, kredi tarafındaki gelirlerde de ciddi kısıntıya neden oluyor. Toplantılarda öğrendiğim kadarıyla halen bonodan fena olmayan bir gelir sağlanıyor, ama faizler hızla düşüyor ve bu durum da çok uzun sürmeyecek.

O nedenle bankalar açısından şu an farklı kaynakları değerlendirmek büyük önem taşıyor. Bu da bankaların dikkatini – diğer bazı seçeneklerle birlikte – internet şubelerine yöneltmiş durumda. Türkiye’de internet bankacılığında Garanti Bankası 2000’lere girerken ciddi bir ivme yakalamıştı. Devamında diğer bazı bankalar da onu takip ettiler, ve online bankacılık 1-2 milyon kullanıcı için son derece gelişmiş bir çözüm olarak yaşamımızda yerini aldı. Önümüzdeki aylarda internet bankacılığı konusunda rekabet iyice artıyor. Bugünlerde konuştuğumuz hemen her bankanın online işlemlerle ilgili süren büyük bir projesi olduğunu öğrendik. Bu projelerin hepsi gerçekten büyük, heyecan verici uygulamalar, ve çoğu da önümüzdeki bir kaç ay içerisinde hayata geçecek gibi görünüyor.

Bankaların internet kullanıcıları tarafındaki rekabetinin artması, bankaların online işlemlere verdiği önemin de artacağını bu şekilde gösteriyor. Bunun sonucunda, bankaların itici gücüyle ülkemizde internet bankacılığını “kullanabilen” kitle hızla büyüyecek. Tüm bankaların faiz dışı gelirler için durup düşündükleri, yeni kaynaklar aradıkları 2009 yılı, internet kullanımının ülkemizde daha sofistike hale gelmesi ve bunun sonunda girişimciler açısından para kazanılabilen projelerin ortaya çıkması için bir milat olacak gibi görünüyor.

Enuygun.com’un gelişimi – Mortgage da yayında

14 Şubat 2009 – 11:18

Bu blogun başlığı “Türkiye’de web girişimcisi olmak”, ama kendi girişimimle ilgili bir şey şimdiye kadar yazmadım, çünkü bunun bir şirket blogu olmasını istemiyorum. Diğer taraftan Enuygun.com‘da yaptıklarımıza zaman zaman değinmemde de bir sorun olmaz sanırım. Bu yazıda Enuygun.com’un geçtiğimiz üç aydaki gelişimini ve şu anki işleyişini kısaca özetlemek istiyorum:

enuygun_ekran_140209

Enuygun.com’u geçtiğimiz Kasım ayında bir online servis karşılaştırma ve satış platformu olarak hayata geçirdik. İlk modülümüz “GSM tarifeleri” oldu. Doğru bir başlangıç olduğunu düşünüyorum; herkesin bir cep telefonu var ve herkes bu konuda tasarruf etmek istiyor. Bunu yapmanın kolay bir yolu olduğunu biz Enuygun.com’da gösteriyoruz. Tüm tarifeleri karmaşık bir algoritmayla aynı düzleme indiriyor, ve orada bir karşılaştırma olanağı sunuyoruz. Oldukça uzun çalışmaların sonucunda bence çok başarılı bir algoritma geliştirdik – nitekim en uygun olduğuna karar verdiğimiz algoritmayı kullanarak yaptığımız karşılaştırma sonucunda kendi tarifelerimizi değiştirdik (operatörü değiştirmeden) ve iki aydır faturam yaklaşık %50 daha düşük geliyor. GSM tarifeleri, şu anda bile yeni ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği modül.

Aralık ayında ikinci olarak ADSL tarifeleri karşılaştırma modülünü hayata geçirdik. Şu an ADSL’de TTNET’in ezici bir üstünlüğü bulunuyor. Ama diğer sağlayıcılar bu büyük pazarda yer almak istiyorlar. Doyuma ulaşma işaretleri veren bu pazarda artık yeni başvurudan çok değiştirme yapmak isteyen kişiler var, ve bu kişiler de karşılaştırma yaparak en uygun seçeneği bulmaya çalışıyorlar. Bu alanda iki sağlayıcının Enuygun.com’la hızlı bir işbirliğine gitme kararını vermesi bizim açımızdan oldukça motive edici oldu. Diğer sağlayıcılarla görüşmelerimiz sürüyor; bir süre sonra onlarla da birlikte çalışma olanağı bulacağımıza inanıyorum.

Geçtiğimiz hafta içinde üçüncü modülümüz olan Banka Kredileri‘nin ilk iki başlığı, İhtiyaç Kredileri ve Taşıt Kredileri karşılaştırma seçeneklerini hayata geçirdik, ve önde gelen bankalarla görüşmelere başladık. Dün itibariyle Mortgage / Konut Kredileri başlığı da hayata geçti, ve Banka Kredileri modülü tamamlanmış oldu. Banka Kredileri’nin orta vadede Enuygun.com’un en başarılı modülü olacağına inanıyorum. Özellikle bu kriz döneminin ardından, internet kullanımına iyice alışan büyük kitlenin arayışına cevap verecek bir uygulama olarak yüksek kullanım rakamlarına ulaşacağız. Nitekim bankalar da böyle düşünüyor olmalı ki Garanti Bankası ile kısa bir görüşmenin ardından dün itibariyle el sıkıştık, ve İhtiyaç Kredileri alanında birlikte çalışmaya bu hafta itibariyle başlıyoruz. Diğer bazı büyük bankalarla da görüşmelerimiz oldu / oluyor, onlarla da hızlı anlaşma süreçleri yaşacağımıza inanıyorum.

cember.net’te olduğu gibi, şirkette oldukça çekirdek ve uzman bir ekip bulundurmayı, ve olabildiğince başka şirketlerle işbirliği yaparak devam etmeyi tercih ediyoruz. Enuygun.com çekirdek kadrosu 4 kişi. Çekirdek kadronun yaptığı en temel işlerin dışındaki her şeyi Türkiye’de ve Almanya’da işlerinde çok başarılı olan profesyonellerle yürütüyoruz. Hedefimiz yıl sonuna kadar 7-8 kişilik çekirdek bir kadro oluşturmak ve yine bu şekilde ilerlemek.

Enuygun.com’u European Founders’ın şirketi Rocket GmbH ortaklığında kurduk. European Founders, Avrupa’nın en başarılı girişimlerinden bazılarına imza atmış Samwer Kardeşler’in fonu, ve tabi ki şu an ortağı / kurucusu oldukları bir çok internet girişiminde Almanya’nın en başarılı internet uzmanlarından bazılarını bulunduruyorlar. Biz de özellikle SEO ve SEM tarafında onların desteğini alıyoruz – henüz çok başlangıçtayız, ama önümüzdeki dönemde bunun etkilerini yoğun olarak görüyor olacağız.

Enuygun.com’u doğru bir zamanda kurduğumuzu düşünüyorum. Piyasanın bu yavaş işleyiş sürecinde sistemin oturması için çalışmalarımızı ve denemelerimizi rahatlıkla yapıyor olacağız. Bu süreç sonlandığında da Enuygun.com bilinen bir marka, ve başarılı bir sistem olarak ilerleyecek, ve umarım bundan beş altı yıl sonra “kriz zamanında kurulup büyüyen şirketler” başlıklı yazılara konu olacak.

Bakan, yeni pasaportların yolda olduğunu söyledi

5 Şubat 2009 – 23:48

Türkiye Cumhuriyeti pasaportları da yenileniyor. 2005 yılında kullanılmaya başlanacak yeni pasaportlar, barkod, çip ve biometri tekniklerine uyumlu olacak. İçişleri Bakanlığı’nın, pasaportların Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’nün (ICAO) belirlediği özellikler doğrultusunda yeniden tasarım çalışmaları ihale aşamasına geldi. Pasaportlar, ihale sonrasında darphanede basılacak. (20.10.2004, Hürriyet)

Dışişleri Bakanlığı, 2006 yılında ICAO ve AB yükümlülükleri doğrultusunda, bu standartlara uygun yeni tip pasaportlar için düğmeye bastı. Bazı ülkelere vizesiz giriş için ise gerekli çalışmalar başladı.Dışişleri Bakanlığı, 2006 yılında ICAO ve AB yükümlülükleri doğrultusunda, bu standartlara uygun yeni tip pasaportlar için çalışmayı tamamlamak üzere. (08.01.2006, Yeni Asya)

Pasaportların yenilenmesi için yıllardır süren çalışma nihayet sona eriyor. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’nün (ICAO) pasaportları dünya standardına uygun hale getirmesi için Türkiye’ye tanıdığı süre yılbaşında dolacak. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün, pasaportların yenilenmesi için yıllar önce başlattığı proje de, TBMM İçişleri Komisyonu’nda görüşülen Pasaport Yasası’nda değişiklik tasarısının yasalaşmasının ardından yıl sonunda tamamlanacak. (17.04.2006, Radikal)

Yazı boyutunu büyütmek için Pasaportların değiştirilmesiyle ilgili yıllardır süren çalışma nihayet sona eriyor. Üzerine çip yerleştirilecek ve barkod sistemine uygun hale getirilecek olan yeni pasaportlar, 2007 yılının başından itibaren kullanılmaya başlanacak. Rengi de değişen ve birden fazla güvenlik katmanı olan pasaportların sahtesinin yapılması mümkün olamayacak.     A.A muhabirinin edindiği bilgiye göre, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından pasaportların değiştirilmesiyle ilgili başlatılan proje, bu yıl sonunda tamamlanıyor. (16.04.2006, Haber7)

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, yeni nesil pasaportları tanıttı. Atalay, uluslararası standartlara uygun, yeni jenerasyon pasaportlarla ilgili çalışmalarının sonuçlanmak üzere olduğunu da belirterek, yeni pasaportları gösterdi. (15.10.2007, internethaber.com)

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, yeni hazırlanan çipli pasaportların 2008 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren vatandaşlara verileceğini açıkladı. (11.01.2008, haberler.com)

Türkiye’nin AB’ye uyum çerçevesinde hazırlığını yaptığı çipli ve barkod sistemine uygun yeni pasaport uygulaması yine gecikti. Önceki 1 Ocak daha sonra ise 2008 Haziran’da başlaması öngörülen yeni pasaportlara yönelik hazırlığın sürdüğü ancak bazı pürüzlerin henüz giderilemediği öğrenildi. (30.01.2009, Hürriyet)

… ve ben yıllardır Bakan Bey’i dinleyip pasaportumu yıl sonunda yenisi çıkacak diye birer ikişer yıllığına uzatıyorum. İşte yine doldu süresi. Bakan Bey’e bu kez de güvensem mi, yoksa pasaportumu 10 yıl mı uzatsam kararsız kaldım.

Güncelleme (teşekkürler Hakan):

DIŞİŞLERİ Bakanı Ahmet Davutoğlu, dün Almanya’daki temaslarıyla ilgili olarak düzenlediği basın toplantısında, yeni pasaport verilmesiyle ilgili hazırlık ve çalışmaların son aşamasına gelindiğini söyledi. Bakan Davutoğlu, “Türk insanı çağdaş pasaporta yeni yıldan itibaren kavuşacak. Bu pasaportların verilmesine 1 Ocak 2010 tarihi itibariyle başlanacak. 2012 yılına kadar eski pasaportlar da geçerli olacak. Yani iki pasaport da paralel olarak kullanılabilecek” dedi. (18.06.2009, Hürriyet)

Güncelleme #2 (teşekkürler Dinçer):

2010 yılında uygulamaya geçilmesi planlanan çipli pasaportlar bir başka bahara kaldı. Emniyet Genel Müdürlüğü, Temmuz 2007’de sözleşmesi imzalanan 10,5 milyon liralık çipli pasaport ihalesini iptal etti. (26.10.2009, Zaman)

Güncelleme #3:

(…) Daha önce pasaportların basımı ile ilgili görüşülen firmanın çok başarılı olmadığını söyleyen Atalay, ‘ Şimdi onun yerine darphaneyle, devlet kurumuyla yürüyecek ve çok fazla da vakit almayacak ve 2010 yılının ortasına kadar hem pasaport hem de yeni kimlikler hazır olacak.’ dedi.. (18.11.2009, Milliyet)

Komedi devam ediyor…

Turkcell Mobil Ödeme Sistemi

4 Şubat 2009 – 18:17

Bugün “Mobil Ödeme ve Lokasyon Bazlı Servisler” konulu, Webrazzi’nin düzenlediği ilk “Webrazzi Gündem” etkinliğine katıldım. Etkinlikte Turkcell‘in Mikro Ödeme A.Ş. ile geliştirdiği ve bir süre önce hayata geçirdiği Mobil Ödeme Sistemi tanıtıldı.

031

Etkinlikte Turkcell İş Geliştirme’den Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cenk Serdar, Turkcell’in 36 milyon abonesi olduğunu aktardı. Online işlemlerde kredi kartına güvenmeyen milyonlarca insan, her ay cep telefonu faturasını ödüyor, ya da düzenli olarak kontör satın alıyor. Mobil ödeme sistemi, bu insanların internette hizmet ya da ürün satın alması için çok büyük bir kolaylık olacak. Bir mikro ödeme sistemi olarak konumlandırılan bu servis, kullanıcının kuruş seviyesinden 20 liraya (ve ileride daha büyük değerlere) kadar ödeme yapmasını yalnızca bir SMS onayı kolaylığına indirecek.

Sistem kesinlikle çok basit ve güzel görünüyor. Portföy şirketlerimiz açısından, Enuygun.com için şu aşamada ilgi çekici olmasa da doktorsitesi.com’un ziyaretçi üyelik bedeli bu ödeme sisteminin sınırlarına giriyor. Sitede ziyaretçilerin ödeme yapmaktaki öncelikli çekinceleri kredi kartı kullanımına güvenmemek. Bu sistemin üyelik gelirlerine ciddi bir katkı sağlayacağına inanıyorum.

Burada benim gördüğüm tek sorun, faturalama aşamasında. Ben bu ödemelerin Turkcell tarafından kullanıcıya faturalandığını, ve servisi alan şirketlerin Turkcell’e tek fatura keseceğini düşünüyordum. Ama anladığım kadarıyla Turkcell faturasındaki mikro ödeme ücret bilgisi, yalnızca bir “bilgi” alanı olacakmış, ve faturayı yine şirketler ilgili kullanıcıların adına kesecekmiş. Bu durumda yine kullanıcıdan ad, soyad, adres, TC kimlik no gibi bilgileri alma ve tek bir toplu fatura kesmek yerine çok sayıda çok küçük tutarlı fatura kesme zorunluluğu olacak. Bu da bu uygulamadan yararlanacak küçük şirketler için ek iş gücü ve basım masrafı demek. Tabi yine de sistemin getirdiği ödeme kolaylığı, buna değecektir.

Amerika’da online reklam pazar büyüklüğü 2008’de 23 milyar doları buldu. Bu büyük pazarda Web 2.0 uygulamaları, bir türlü istedikleri cirolara ulaşamadılar, ve bugünlerde sık sık Facebook’un ve MySpace’in ciro yaratmak için çırpındıklarıyla ilgili haberler okuyoruz. Türkiye’de çok daha küçük pastada işimiz çok daha zor. Sürekli olarak reklama dayalı gelir modellerini özellikle ülkemizde çok sağlam bulmadığımı, web sitelerinin farklı gelir modelleri yaratmaları gerektiğini vurguluyorum. İşte bu noktada Turkcell’in Mobil Ödeme Sistemi, önümüzdeki aylarda internet girişimlerine büyük destek sağlıyor olacak.

eTohum’un ardından

1 Şubat 2009 – 13:09

Bu blogun okurlarının önemli bir kısmı Burak Büyükdemir‘in bir yıldan uzun bir süredir uğraştığı eTohum adlı oluşumu yakından takip ediyordur. Dün bu bir yıllık emeğin sonucunda, Burak’ın görüştüğü yüzlerce projenin içinden seçilen ve sonraki adımlarında gerek yatırımcılarla tanıtarak, gerek farklı alanlarda yön gösterilerek destek olunacak 15 girişim İTÜ Maçka Kampüsü’ndeki bir etkinlikle duyuruldu.

Ben eTohum’u oldukça önemsiyorum. Geçtiğimiz yıl boyunca düzenlenen toplantılardaki tanıtımlar, ve sonunda dün yapılan etkinlik, Türkiye’nin her yerinden başarılı olan ya da en azından potansiyeli olan bir çok girişimden haberdar olmamızı sağladı. eTohum buluşmalarında sektör olmaya çalışan internet camiası birbirini tanıdı. Hiç bir şey olmadıysa bir çok kişi sunum tecrübesi edindi, ki bence buna gerçekten ihtiyaç var.

Dün duyurulan 15 girişimden bazılarını zaten takip ediyordum. Hatta içlerinden bir tanesi, benim kişisel olarak da oldukça ilgilendiğim bir fikir ve uygulama. Projeler açısından eTohum’da bundan sonraki süreçte ne olacağından çok emin değilim, ama sanırım Burak bu projeleri potansiyel yatırımcılara tanıtmaya devam edecektir. Seçilen projeler de kendi ilerleme sürecinde güzel bir referans sahibi oldular.

Bu ilk eTohum sürecinden önümüzdeki aylarda bir başarı öyküsü oluşturulabilirse, sonraki eTohum’larda çok daha büyük ilgi, çok daha başarılı projeler görebileceğimize inanıyorum.

(Bu arada ODTÜ’lülerin yoğunluğu ve Boğaziçi ve İTÜ’lülerin azlığı bizim de dikkatimizi çekti. Sadece tesadüf müydü yoksa gerçekten ODTÜ girişimci ruhu daha mı çok destekliyor merak ediyorum.)

VirtuOz ve Botego

30 Ocak 2009 – 22:14

lousieTechCrunch’ın haberine göre VirtuOz, 11,4 milyon dolar B serisi finansman almış. VirtuOz, bir sanal asistan uygulaması. VirtuOz’un sunduğu “akıllı chat botlar”, kullanıcılara online ziyaretleri sırasında satışa yönelik destek verebiliyor, ya da basitçe bir yardım masası şeklinde görev alabiliyorlar. Bu botlar, aynı zamanda akıllı; soru cevaplarla kullanıcının tam olarak ne istediğini daha net anlıyor, ve ona göre kullanıcının ihtiyacını karşılamaya çalışıyor. VirtuOz’un müşterileri arasında eBay ve AOL var.

Habere epey sevindim aslında. Bunun nedeni, VirtuOz’a rakip olabilecek çok başarılı bir uygulamanın ülkemizde de geliştiriliyor olması. Ekim Nazım Kaya’nın Botego‘su, bence akıllı chatbotlar konusunda gerçekten çok sağlam bir uygulama. Şu an bildiğim kadarıyla Türk Telekom ve Yemeksepeti gibi bazı şirketlerde Botego’nun akıllı asistanları başarıyla servis veriyorlar. Bilinirliği artırmak için yaptıkları Merve uygulaması bence ciddi bir pazarlama başarısıydı.

Botego şu an yalnızca Türkçe servis veriyor, ama eminim – bu konuda Ekim’le konuşmadım – bir süre sonra İngilizce de servis sunulacaktır. Böyle bir durumda bu ilginç pazarda Botego’nun Amerika’da kendine bir yer araması mümkün. Belki de (ve umarım) Ekim’le Devrim’in bu tarihi imzaları, böyle bir amaca yöneliktir…

İnternette 2009 beklentileri

28 Ocak 2009 – 11:53

Eylül-Ekim aylarında “kriz döneminde ne olacak” sorusu çok popüler olmuştu. Herkes kendince verilere bakıyor, ve iyimser ya da kötümser tahminlerde bulunuyorlardı. Kriz, beklentilerden biraz daha güçlü bir şekilde geldi, ve sanırım artık genel olarak insanlar krizde ne olacak diye fikirler üretmek yerine krizi en az hasarla atlatmak için yoğun olarak çalışıyorlar. Bugün artık daha çok verimiz olduğuna göre daha gerçekçi tahminler yapılabilir diye düşünüyorum. O nedenle genelden özele doğru kısa bir özet / analiz yapmak istedim.

Amerika: Amerika’da internet sektörü de diğer sektörler gibi sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Ama onların beklentileri, krizin sonuçları biraz daha farklı. 2008 yılında Amerika’da televizyon reklam bütçesi 75 milyar dolar, internet’in ise yaklaşık 23 milyar dolar olarak gerçekleşti. Geçtiğimiz senenin ortalarında JP Morgan’ın analisti Imran Khan, 2009’da display reklam harcamalarının %16 artacağını öngörmüştü. Bu öngörüsünü 2008 sonunda %6 olarak revize etti ve bu olay oldu. Aslında bu büyüklükte bir krizde “display reklam yalnızca %6 büyüyecek” bence iyimser bir beklenti; nitekim yine öngörüleri ilgiyle izlenen Nick Denton bu yıl reklam harcamaların en az %40 küçüleceğini tahmin ediyormuş.

Arama reklamları / performans bazlı reklamlar için 2009 büyüme tahminleri ise biraz revizyondan geçse de hala %30’un üzerinde. Performans bazlı reklamların bu yıl öneminin artacağını bu yazımda google örneğiyle belirtmiştim.

Startup’lar tarafında en büyük sıkıntı risk sermayesinde yaşanıyor / yaşanacak. 2008’de VC destekli şirketler çok az sayıda IPO yaptılar (yalnızca 6). IPO, risk sermayesi şirketinin çıkış yapması için en önemli kaynak. M&A tarafında da çok başarılı bir yıl değildi. VC’ler likit hale gelemediler, riskleri büyüdü. Bu da 2009’da daha az yatırım, daha az destek anlamına geliyor.

Avrupa: Avrupa için Almanya’ya bakmak doğru bir örnekleme olabilir: ZenithOptimedia Group, 2009 yılında Almanya’da reklam pazarının yalnızca % 1,6 büyüyeceğini öngörürken, internet reklam pazarının %19,5 büyüyeceğini tahmin ediyor. Yani geleneksel medyada bir gerilemeye karşılık internet reklamcılığında ciddi bir büyüme trendinin devam edeceğine inanılıyor. Belki de bu yüzden Avrupa’da internet sektöründe kriz konusunda pek ses çıkmıyor; insanlar krizin etkilerini yorumlamaktansa bir şey yokmuş gibi ilerlemenin daha iyi olduğunu düşünüyor olmalılar.

Türkiye: Online reklam konusunda iki farklı düşünce var: 1- Kötümser — Reklam bütçelerinde çok ciddi düşüşler yaşanıyor (ki Reklamverenler Derneği 209’da %30’luk bir düşüşten sözediyor). Gelir modeli reklam olan siteler için çok zorlu bir yıl olacak. 2- İyimser — Reklam bütçelerindeki düşüş internete yarıyor; çünkü şirketler artık maliyeti yüksek ve takibi zor geleneksel mecralar yerine interneti tercih etmeye başladılar. Nitekim bir kaç büyük şirketin 2009 pazarlama bütçelerinde internete çok ciddi yer ayırdığıyla ve büyük kampanyaların yolda olduğuyla ilgili bilgiler geliyor.

Display reklam pazarının 2008’de 40-45 milyon dolar büyüklüğe eriştiği söyleniyor. Benim düşüncem, 2009’da bu değere ulaşmak zor. Yine de şirketlerin internete daha çok önem vermeye başlayacaklarını ben de düşünüyorum. (İnternet reklamları Amerika’da TV’nin 1/3’ü, İngiltere’de TV’yi geçmiş durumda; bizde display reklamlar TV’nin 1/20’si seviyesinde). Tabi bir olasılıkla bu değerleri geçebiliriz de: Uzun zamandır Meclis’te bekleyen İlaç Reklamlarının serbest bırakılmasıyla ilgili yasanın seçimlerin ardından geçmesi olasılığı konuşuluyor. Bunun gerçekleşmesi durumunda reklamcılıkta genel olarak bir iyileşme mutlaka yaşanacaktır, ve bunun internete etkisinin de çok ciddi olacağına inanıyorum.

Performans bazlı reklamlarda ise ülkemizde de büyüme yaşanacağına eminim. Malesef Google’ın Türkiye pazarındaki işlem hacminin ne olduğuyla ilgili bilgimiz yok; ama bu konudaki düzenlemelerden sonra sağlıklı verilere ulaşabileceğimizi, ve bunun sonucunda da performans bazlı reklamların burada da 2009’u oldukça iyi geçirdiğini göreceğimizi düşünüyorum.

E-ticaret tarafında, ekonominin yavaşlamasıyla birlikte küçülmeler ve sıkıntılar yaşanıyor ve yaşanmaya devam edecek. Diğer taraftan online karşılaştırma olanaklarının bu dönemde kullanıcılara katkı sağlayacağına, ve o alanda güzel gelişmeler olacağına inanıyorum.

Steve Jobs ameliyat oluyor…

26 Ocak 2009 – 22:48

steve-jobs-3g-iphoneDoğrulamanın henüz mümkün olmadığı bu habere göre Apple CEO’su Steve Jobs, hafta sonu Stanford Hastanesi’ne yatmış, ve bugün (Pazartesi) ameliyata alınıyormuş. Bloomberg News, uzmanların Jobs’un daha önceki hastalığını da gözönüne alarak yaptıkları değerlendirmeye göre Jobs’un karaciğer kanseri olabileceğini düşündüklerini bildirmiş.

Bu kadar hızlı kilo verişinden hastalığının ciddi bir şey olduğu anlaşılıyordu. Umarım bu ameliyat başarılı geçer, ve sektörün bu en önemli isimlerinden birini daha uzun yıllar Apple’ın başında yeni başarılarda görürüz.

24 Ocak…

24 Ocak 2009 – 13:02

ugurmumcu

Bugün yaşadıklarımızı Uğur Mumcu 80’lerde, 90’larda anlatıyordu. Bugünü daha iyi anlamak için okuyun: Rabıta, Tarikat – Siyaset – Ticaret, Gazi Paşa’ya Suikast, Kürt İslam Ayaklanması, 40’ların Cadı Kazanı.